More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Takejiro [たけじろ]PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

Takejiro [たけじろ]

Turkish blood, Japanese heart ^_^
June, 2008

"keşke" ve "iyi ki"

 
hep "keşke" diyordum:
 
      "keşke hayatım daha farklı olsaydı"
      "keşke"
      "keşke"...
 
ama aklıma sen gelince
bütün "keşke"ler "iyi ki" oluyor:
 
                         "iyi ki hayatımı böyle yaşamışım"
                         "iyi ki"
                         "iyi ki"...!!!
 
 
                         yoksa seni tanıyamazdım Gülümseme
 
 
 
Takejiro (18-19 Haziran @gecenin bir vakti)
June, 2008

Ne olur geri dön-me!

ne_olur_geri_donme___by_ominousangel
 
Önce Taksim'deydi. Beyoğlu'nda, İstiklal Caddesi'nde
pek de ortalıkta olmayan duvarlarda gördüm:
"Ne olur geri dönme!"
Sonra Nişantaşı'nda gördüm aynısını.
En afilli duvarı bile acısıyla tarumar
edecek kadar acayip bir cümle gibiydi:
"Ne olur geri dönme!"
Büyük harflerle, şehre sığamayan büyüklükte.
"Buralarda bir çocuk herhalde" dedim.
"Kendi kendine çekmek istiyor acısını
ve söylüyor bunu şehirde yürümekte olan sevgilisine."
Sonra işler değişti. Maslak'ta, ki uzaktır Nişantaşı'na,
oto sanayiinin duvarında gördüm aynı yazıyı,
aynı harfler, aynı yazımla:
"Ne olur geri dönme!"
Ne oluyor? Biri, bir genç adam muhakkak, şehrin
duvarlarına kaydetmeye mi karar verdi acısını?
Şehrin duvarlarını çize çize mi katlanıyor yalnızlığa?
Çünkü sadece Avrupa yakasında değil, Anadolu yakasında da:
"Ne olur geri dönme!"
Büyük harflerle, kendine sığmayan büyüklükte...
Alışır insan. Alıştığı, alışmaya başladığı anı da bilir üstelik.
Gidenin yokluğuna alışmaya başladığını, bir hastalığın
nekahet dönemine girdiğini bildiğin gibi bilirsin.
Ve ondan sonra esecek bir rüzgâr, çalacak bir telefon,
gecenin bir yarısı pişman olmuş biri beliriverdiğinde kapıda...
En baştan, ta en baştan başlamak zorunda kalırsın hummaya.
O yüzden işte, bir gün bir anda artık istemez olursun,
geri gelmesini hiç istemez olursun. Giden bir kere gitmiştir çünkü.
Bir kere giden ne kadar geri gelse gelmez.
Gelişi bir türlü dikiş tutturamaz. Bu yüzden içinden,
çok içinden yalvarmaya başlarsın:
"Ne olur geri dönme!"
Artık geri dönme...
İtalo Calvino'nun bir hikâyesidir. Âşık olduğu sevgilisinin
her anını fotoğraflamaya karar verir adam.
Giderek bir saplantıya dönüşür bu. O kadar çok fotoğraf
çekmeye başlar ki, sonunda kadın bıkar ve gider.
Bu kez adam, kadının yokluğunun fotoğrafını
çekmeye başlar. Kadın "her yerde olmadığı" için
her şeyin ve her yerin fotoğrafını çekmeye başlar adam,
her anın fotoğrafını. Giderek kadının yokluğu, var olan
her şeye yayılmaya başlar böylece. Onun gibi bir şey işte.
O yüzden bir genç adam da elinde kara bir boyayla
dolaşıyor İstanbul'da bugünlerde. Her yere yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"
Belki önce kızın geçme ihtimali olan yerlere yazıyor.
Sonra biraz düşününce başka yerlere.
Sonra geceleri aklına geliyor kızın şehrin herhangi bir yerinde,
orasında ya da burasında olabileceği,
şuraya ya da buraya işinin düşebileceğini. Gidip oralara da yazıyor:
"Ne olur geri dönme!"
Bunun ne acıklı olduğunu, ne korkunç bir alışmak olduğunu
biliyor adam. Peki kadın biliyor mu?
Adamın nasıl bir isyan ve inatla
ağulu aşkı başından kovmaya çalıştığını?
Geri dönse adamın yeniden bütün şehri dolaşacağını...
Bütün şehri dolaşıp tek tek o yazıların üzerini
daha da kara bir boyayla kapatmaya çalışacağını...
Hayatın maskarası olduğunu düşünüp düşünüp
enayiliğine ağlayacağını...
Şimdi, bugün, hayatın karşısında böyle maskara
olmamak için bağıra bağıra yazdığı o cümleyi:
"Ne olur geri dönme!"
Ve bunun dünyanın en güçlü geri dön çağrısı olduğunu...
İstanbul'da genç bir erkek, bugün,
delirircesine istiyor bir kadının geri dönmesini.
Şehir duvarlarının manşetlerine taşıyor bunu.
O adama işte, kolay gelsin diyorum...

Ece Temelkuran
May, 2008

Morandi - Save Me


When I’m with you
Everything seems better
Now I know
I see it all today
We were ment to be together
I’m in pain when you’re away

Refren:
Come on and save me
I’m loosing my touch
Day after day
Cause I miss you so much
Come on and save me
I’m loosing my mind
Waiting and waiting
For you to be mine

Come and save me
From me… me…
Come and save me
From me… me…
May, 2008

Ben Seni Seviyordum Sen Bilmiyordun...

 
sana uzak kentlerden birinde
zamanın bir yerinde
seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi
onca zaman sonra eskimeyen bir düşüncesin şimdi
insan her gün anımsar mı aynı gözleri?!

seni seviyordum ve senin haberin yoktu...
saçlarını izliyordum uzaktan
kulağının arkasına düşüşü ve burnun!
herkesten başkaydı işte...
güldüğün zaman yukarıya bakardın,
yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı
ne güzeldiler!
 
sen bilmiyordun... ben seni seviyordum...
kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
duvarlara, vitrinlere, kaldırımlara çarpıyordu
geri dönüyordu çoğalarak
 
senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi...
herşeyi erteleyişim oluyordun
kalp ağrısı oluyordun
birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun
mevsimler değişiyor ve büyüyorduk
dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor
ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk...
cesurduk!
ufuk çizgisi maviydi, günbatımı hep turuncu
ve kırmızıydı bütün karanfiller!

ben seni seviyordum... sen bilmiyordun...
sevinçlerim oluyordun ara sıra...
sen hiç bilmiyordun

sonra herhangi biri oldun
bütün sevinçlerim bittikten sonra
yağmurlar yağdı serin haziran akşamları
derken bir gün uzaktan gördüm seni
saçların bana inat, başın herşeye meydan okuyarak
işte yine aynı!
kalbimi acıttın... her zamanki gibi...
değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun...

şimdi bunları anlatsa sana birileri,
kim bilir...?

ya da boşver,
bilme en iyisi...
 
 
alıntıdır
May, 2008

Moğollar - Yolum Seninle


76t5yurturix4df8

beni çağıran uçurum,
uçurum oldu sevdan... kaçmam...

yok saklanmam başından, sonundan,
korur bizi... zaman...

kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye
anlatma... anlamam...

aşk varken; sözlerinde, düşlerinde,
yeniden doğmak gibi nefesinle, çoğalıp sevginle...
isteme... durdurmam...

kim söylemiş son diye, olmaz diye, kanar diye
anlatma... anlamam...

büyüt beni; gözlerinde, ellerinde,
yeniden ses oldun sözlerime, gücün saklı içimde...
vursunlar... ağlamam...

ister bahar, ister ayaz... Yolum seninle...
duysun dünya, karşı dursun, düşsün peşime

March, 2008

On a Certain Lady at Court

 
I KNOW a thing that's most uncommon
    (Envy, be silent and attend);
I know a reasonable woman,
    Handsome and witty, yet a friend.

Not warped by passion, awed by rumour,
    Not grave through pride, or gay through folly;
An equal mixture of good-humour,
    And sensible soft melancholy.

'Has she no faults then,' Envy says, 'Sir?'
    Yes, she has one, I must aver;
When all the world conspires to praise her
    The woman's deaf, and does not hear!

Alexander Pope

March, 2008

Seni Düşünmek Güzel Şey

 
Seni düşünmek güzel şey,
                                  ümitli şey;
dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı
                                             dinlemek gibi bir şey.
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil
                              şarkı söylemek istiyorum...
 
 
Nazım Hikmet
September, 2007

rüyalarımdan gelen ilham...

 
Çocuk kıza omzundan sarıldı ama kız hiçbir tepki vermedi.
 
Bunun üzerine kızın elini tutarak kendi beline doladı ve sordu:
"Niye sen de sarılmıyorsun?" Kafası karışmış
 
Kız biraz çekingen:
"Sana sarılmamı istiyor musun ki?" dedi Mahcup
 
Çocuk şaşırdı önce, sonra kıza sıcacık baktı ve usulca:
"Evet istiyorum" dedi... Soldan kucaklamaSağdan kucaklama
 
Alper [Takejiro]
July, 2007

Welcome to Takejiro's Space


Please sign my Guestbook

Guestbook



and someday,
after a long long time;
when you turn back and look through the past
won't you realize that your only one moment is my whole life,
how much you have been loved and
now IT'S TOO LATE...

Yalın - Alışmak Zorundayım


Dün hayat durdu benim için
Sanki bugün herşey farklı
Sanki bu ev benim değil
Bu nefes bana zararlı
Alışmaya çalışmak diye birşey yok
Alışmak zorundayım
Üzülmemek diye birşey yok
Üzülmem gerek

Severek unutmak olur iş mi
Bilerek uçuruma önden atlanır mı ki
Kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz
Boş bırakacağım yerini hep bomboş...

View more entries